Indir. Kâfir

June 7th, 2008

Kâfir, (Arapça: كافر - kāfir, çoğulu: كفّار - kuffār, kadın için kâfire kullanılır, çoğulu: kevâfirKılavuz, Ahmed Saim. İman-Küfür Sınırı. s.70. Belirtilen özgün kaynak: İbn Manzûr. Lisânü’l-Arab. c: V. s.145 vdd.) İslam dininde küfür işlemiş kişiye verilen isim. İslam dairesi içerisinde kabul edilmeyen kâfir bu sebeple Müslüman olarak nitelendirilemez; böylece kâfirin İslam ilimlerinde, dinî sosyal ve hukukî hususlarda yeri Müslümandan farklıdır.

Kâfir, İslam inancında Müslüman kabul edilmez. Aslında kelime, gizlemek, saklamak anlamlarına gelen (ك ف ر) kökünden gelir. Sözlük anlamıyla, tohumları toprağın altına gizlemesi sebebiyle çiftçi için de kullanılmıştırHadid Suresi, 20. ayet. Türkçe meâli.. Müslüman olmayanlara bu ismin verilmesi “İslam inancının getirdiği gerçekleri gizleme”leri sebebiyledir. Nitekim kâfir, küfür işleyendir ve küfür İslam amentüsünü oluşturan ve İslam itikadının temeli sayılan (zaman zaman imanın altı şartı olarak da anılan) kaidelerden birini çiğnemek, kabul etmemek veya inanmamak anlamındadır.

Bir insanın kâfir olması, Müslümanların onunla ilişkileri açısından bazı sonuçlar doğurur. Mesela, İslam hukukuna göre, bir Müslüman ile bir kafir birbirlerine mirasçı olamazlar. Müslüman kadınlar kafir erkeklerle evlenemezler.

Kâfir tanımı ve çeşitli tanımlar

Kâfir terimi birçok farklı tartışmaya sebep olmuştur. Bunların başlıca sebebi imanın farklı mezheplerce farklı şekilde tarif edilmiş olmasıdır. Bu sebeple Mümin ile kâfir tanımları çeşitlilik gösterir. Ehl-i Sünnet’in çoğunluğunun bağlı bulunduğu Eş’ari ve Matûrîdî mezheplerinde iman özde kalbin tasdiki olarak kabul edilir. Buradan hareketle bu mezhepler, kalben tasdik edilmesi gerekilen itikadî şartları tasdik etmeyen, yani bunları bütünüyle veya kısmen reddeden kişiyi kâfir olarak tarif etmişlerdirKılavuz, Ahmed Saim. a.g.e. s.70.. Bununla birlikte bu mezhepler içerisinde de ayrıntılarda çeşitlilik, farklılık gözlemlenebilir.

Kalbin tasdikinin yanı sıra dilin ikrarını yani imanını diliyle belirtmeyi de içeren iman tariflerine göre bu her iki şarttan birini yerine getirmeyen kişi kâfir olarak tarif edilir. Yani eğer dili ile kabul eder kalbi ile tasdik etmezse veya tersi şekilde dili ile inkâr eder kalbi ile tasdik ederse kâfir olurKılavuz, Ahmed Saim. s.71-72.. Ameli de imanın bir parçası sayan tariflerde ise iman üç bölümden oluştuğu için bu üç bölümden birinin terki küfre yol açar ve kişi kâfir olurKılavuz, Ahmed Saim. s.72.. Bununla birlikte bu iman tarifini kabul eden Selefiler kalp ile tasdik, dil ile ikrar etmesine rağmen, ibadeti red değil de tembellik sebebiyle terk eden kişinin kâfir olmayacağı kanaatindedirKılavuz, Ahmed Saim. s.72.. Küfür konusundaki görüşlerin en katısı Hâricilerindir ve bu gruba göre herhangi bir ibadetin - nafile ibadetler dahil - terki küfürdür ve dolayısıyla fail kâfirdirKılavuz, Ahmed Saim. s.72.

Ayrıca kâfir teriminin kullanılabileceği gruplar - bireyler - da tartışma konusu olmuştur. Örneğin Hristiyan ve Musevilerin Ehl-i Kitab olmalarına rağmen kâfir olarak adlandırılıp adlandırılamayacağı tartışma konusu olmuştur. Küfür olan eylemlerin çeşitliliği sebebiyle küfür de farklı çeşitlere ayrılmıştır ve farklı fakihler farklı küfür tiplerinin işleyen farkli kâfirlere dair farklı kararlar ve görüşler ortaya sunmuştur.


Indir. Abalone (oyun)

June 7th, 2008

Abalone iki kişi ile oynanan bir zeka oyunudur. 1989 yılında Michel Lalet ve Laurent Lévi tarafından geliştirilmiştir.

Oyunun Özellikleri

Abalone altı köşeli ve altmış bir delikten oluşan bir yüzeyde, küre şeklinde olan on dört adet beyaz ve on dört adet siyah taşla oynanır. Mermer taşlarla yapılan sumo güreşi diye de özetleyebileceğimiz oyunda amaç rakibin altı taşını oyun alanının dışına atmaktır. Sınırsız kombinasyona sahip bir zeka oyunu olmasının yanında öğrenilmesi de çok kolaydır. Ayrıca mermer taşlar oyuncuları fiziksel olarak da rahatlatır. Rakibin taşlarını iterken çıkan tık-tık-tık sesini müziksel bulanlar bile vardır.

Hareket Ettirme

Oyunu her zaman siyahlar başlatır. Aşağıda görülen standart açılış dizilimidir. Beş taş arkada altı ortada üç taş ise öndedir. Oyunda taşlar üç şekilde hareket ettirilebilir:

  1. Tek bir taşı en yakınındaki bir deliğe
  2. İki veya üç taşı çizgisel bir yöne
  3. İki veya üç taşı kendilerinin yan taraflarına (taşlar aynı yönde hareket ettirilmelidir)

Hamle yapılırken taşlar bir delikten fazla hareket ettirilimezler. Hamle sırasında her oyuncunun sadece bir adet(rakip oyuncunun taşını oyun alanının dışına itse dahi) hamle hakkı vardır.

Rakip Oyuncunun Taşlarını İttirme(Sumito)

Eğer aynı çizgi üzerinde bir oyuncunun taşları diğer oyucunun taşları bitişikse ve rakip oyuncunun taşından bir veya iki fazla taşı var ise bu durumda taşı fazla olan oyuncu rakibinin taşlarını bir deliği geçmeyecek şekilde itebilir; bu hamleye Sumito denir. Sumitonun olması için rakip oyuncunun taşlarının arkasında bir adet boş delik bulunması lazımdır. Sumito sadece çizgisel yönde olabilir yatay şekilde olmaz. 3 adet Sumito vardır:

  1. 2-1 Sumito: Kendi iki taşınızla rakibin bir taşını itersiniz
  2. 3-1 Sumito: Kendi üç taşınızla rakibin bir taşını itersiniz
  3. 3-2 Sumito: Kendi üç taşınızla rakibin iki taşını itersiniz

Eğer rakip çizgisel yönde üç veya daha fazla taş dizmişse bu taşları rakibin dizdiği yönde itemezsiniz. Abalone’de aynı anda en fazla üç taş hareket ettirilebilir.


Ilahi indir. Leylâ ile Mecnun

June 7th, 2008

Birçok kişi tarafından işlenmiş olan konuyu Fuzulî, mesnevî türünde kaleme almıştır. Eser hala çok kıymetlidir. Mesnevî tarzına ve Türk diline yenilik getiriştir. Eserin iç örgüsü çok sağlamdır.

Leylâ ile Mecnun’ [Arapca مجنون ليلى] un aşkları bir Arap efsanesine dayanmaktadır.
Bu efsanede Mecnun mahlasıyla şiirler söyleyen Kays ibni Mülevvah adlı bir Arap şairiyle Leyli (Leylâ) adlı bir Arap kızın arasında geçen ve ayrılıkla sona eren bir aşk hikayesini anlatılmaktadır.

Bu hikayenin konusu kısaca şöyledir: Leyla ve Kays(Mecnun’un asıl adı) ilkokul yıllarında birbirlerine aşık olmuşlardır. Kısa zamanda heryere yayılan bu aşkı duyan annesi Leyla’yı okuldan alır ve Kays’la görüşmesini yasaklar. Ayrılık ıstırabıyla mahvolan Kays halk arasında Mecnun diye anılmaya başlar. Bu sevda yüzünden çöllere düşen Mecnun’a birçok kişi Leyla’yı unutmasını söyler; ancak onun için kainat artık Leyla’dan ibarettir ve hiçbir şekilde bu aşktan vazgeçmez. Hatta babası onu bu dertten kurtulmak üzere Allah’a yakarması için Kabe’ye götürür; ama o tam tersine derdinin artması için dua eder. Hem Leyla’nın hem Mecnun’un halleri gittikçe perişanlaşmaktadır. Başkasıyla nikahlandırılan Leyla, kocasından kendisini uzak tutmak için bir hikaye uydurur ve bir süre sonra adam ölür. Bu sırada Mecnun çöldedir ve aşkın bin bir tülü cefasıyla yoğrulmaktadır, bu sırada dünyayla bütün bağlantısı kesilir ve sadece ruhuyla yaşar hale gelir. Leyla’nın vücudu da dahil olmak üzere bütün maddi varlıklarla ilişkisi bitmiştir. Birgün Leyla çölde onu bulur ama Mecnun onu tanımaz ve “Leyla benim içimdedir, sen kimsin?” der. Onun eriştiği mertebeyi anlayan Leyla gider ve bir süre sonra ölür. Onun ardından da Mecnun hayata veda eder, böylece ruhları hakiki kavuşmayı yaşar.

Bu hikayenin sonunda; seven ve sevilen bir olmuşlardır. Aşık kendini madde dünyasından tamamen soyutlamayı başarmış ve sevdiğine ulaşmıştır. Bu noktadan sonra seven ve sevilen diye iki farklı kişiden bahsetmekte yanlıştır; ruhlar ilahi visal(ilahi kavuşmaya)e ulaşmışlardır. Bu yüzden artık Mecnun sevdiğini kendinden dışarıda aramamaktadır, bu dünyayı onun yeri kabul etmemektedir. Bu mesnevide Fuzuli, dünyevi aşkı bir basamak olarak kullanıp onun üstünden maddeden ayrılıp tamamen ruha ait olan ilahi aşkı anlatır.

Efsanenin hikayeye dönüşmesi

Bu efsane Arap edebiyatında 10. yüzyılda çok yaygın bir hale gelmiş, Mecnun’a ait olduğu söylenen şiirlerin arasına nesirler de eklenerek hikaye haline getirilmiştir. Bu konu daha sonra Fars ve Türk edebiyatlarında da işlenmiştir. Bunların arasında en ünlüsü Fuzuli’nin 1535′te yazdığı Leylâ vü Mecnun adlı mesnevisidir.Fuzuli,Leyla ve Mecnun mesnevisini istek üzerine yazmıştır. Kanuni Sultan Sü­leyman Bağdat şehrini ele ge­çirdikten sonra burada toplanan bilim ve sanat adamları, Fu­zuli’den, bu türde bir eser yazmalarını istemişler, bunu bir çeşit sınanma sayan Fuzuli de 1535 yılında eserini tamamlayıp Bağdat valisi Üveys Paşa’ya sunmuştur.

Mecnun ve namaz kılan derviş

Kays, bilinen adıyla Mecnun, Leylâ’nın aşkından kendisinden geçip yarı meczup bir halde çölde giderken, namaz kılmakta olan bir dervişin önünden geçer. Derviş hemen namazını selamlayıp, Mecnun’a “Namaz kılan birinin önünden geçilmez, bunu bilmiyor musun?” diye çıkışır. Mecnun cevap verir “Ben Leylâ’nın aşkından öyle bir hale geldim ki, senin burada namaz kıldığını görmedim bile, sen nasıl bir aşkla namaz kılıyorsun da benim senin önünden geçtiğimi görüyorsun?”

Mecnuna Şartlar

Bunun üzerine Leylâ’nın babası kızını Mecnun’a vermek için üç şart koşar.

  • Birincisi Mecnun çok sevdiği dişi ahuyu öldürecektir.
  • İkincisi aslan ile boğuşup onu da öldürmesi.
  • Üçüncüsü ise yedi başlı ejderhayı öldürmesi.

Ilahi indir. Aykut O.Antmen

June 6th, 2008

Aykut O.Antmen (d. 27 Haziran 1969 - ö. 20 Kasım 1993) Türk şair, araştırmacı ve yazar

İstanbul’da doğdu. 1991 yılında Sevecen dergisini yayınlamaya başladı. Çeşitli organizasyonlarda ve Dostluğa Çağrı Derneği’nde Metafizik, Spiritüalizm, Parapsikoloji, Mistisizm, Gizemini Koruyan Dünya Tarihi gibi konularda konferanslar verdi. Bilinmeyen Dergisi’nde köşe yazarlığı yaptı. Şiir ve yazıları; Sevecen, Gölge ve Dostology başta olmak üzere pek çok dergide yayımlandı. İrembağı Derneğinin kurucularındandır. 24 yaşında Heybeliada’da hayata veda etmiştir. 2006′da yayınlanan şiir kitabının yanı sıra, felsefe üzerine yayınlanmamış bir dosyası daha bulunmaktadır.

Sirius

Sonsuzluk varlık olduğunda
Ve zamanın tükenmez kumu
Akmaya başladığında
Işığın ilahi tohumu
Yedi büyük güçle parladı
Varlık, sonsuzlukta yansıdı

Büyük bir sütun damladı
Merkezde
Varlıklara haberciler göndermeye başladı
Ne gider, ne gelir
Ne sağa ne sola sallanmazdı
Yukarılardan alır
Aşağılara aktarır
Zerreleri ışıkla kuşatır

O mesut ve yüce anne
İlahi olan görünce
Dokunmadan hiç kimse
Gerçek oldu mucize

Mühür

Ağzımı mesellerle açacağım
Ve dünya kurulduğundan beri
Gizli olan sırları
Açığa vereceğim
Vakit ve vakitleri
Yarım vakte ekleyeceğim

Yedi mühür vurulur
Dünyanın merkezine

Ve ademin gözbebeklerine
Her mühür fışkırır kalbimde
Açılırlar gül gibi
Yansırlar aynı özde
Ve bir yıldıza benzer gibidir
Her biri aynı gözde

Bütün ışınların yayıldığı zerrede
Sevgi güneşi parıldar
Adalet ondan ışık alır
İyiliğin gözü ona bakar
Doğruluk ona dört kere bağlıdır
Cesaret hepsine akar
Çalışmaya güç katar
Bilgi her Can’ı yakar

Ey engerek nesli!
Mühür vurun yeryüzüne
Tırmanarak menzili
Ey kendini insan zannedenler!
Gönül gözüyle dinleyin beni
Ancak böyle insan olunur
Ve karanlık gezegenin gölgesinden
Ancak böyle kurtulunur

“Hakikatin bir kesitinde ömrümüzü dolduran bilgiler gizlidir. Çünkü yaralı bir kalp, Alfa ile Omega’nın birleştiği yerde parıldar. Gerçeğin nefesinden ayrı düşmüş canlar, yüzyıllar boyu küçük Omega’nın büyük yanılgısı içinde çırpınacaklardır. Çünkü gerçekler, onu aramayanı yanıltır…”


Indir. MPlayer

June 6th, 2008

MPlayer çokluortam biçimlerine herhangi bir diğer medya oynatıcıdan daha fazla destek veren özgür bir ortam oynatıcısıdır. Desteklediği biçimlerin tamamlanmamış bir listesi aşağıdadır:

  • Fiziksel ortam: CDler, DVDler, Görüntü CDleri
  • İçerik Biçimleri: 3gp, AVI, ASF, Matroska, MOV, MP4, NUT, Ogg, RealMedia
  • Görüntü Çözücüler: 3ivx, Cinepak, DivX, DV, H.263, H.264, HuffYUV, Indeo, MJPEG, MPEG-1, MPEG-2, MPEG-4, RealVideo, Sorenson, Theora, WMV, XviD
  • Ses Çözücüler: AAC, AC3, ALAC, AMR, FLAC, MP3, RealAudio, Shorten, Speex, Vorbis, WMA

MPlayer ayrıca görüntü göstermek için çeşitli çıktı sürücülerini destekler:
X11, DirectX, Quartz Compositor, VESA, SDL ve hayali olarak da ASCII sanatı,Blinkenlights.

MPlayer internetteki tüm genel aktarım biçimlerini oynatabilir ve dosyaya kaydedebilir.

Program Linux, Unix-benzeri, Windows ve Mac OS dahil olmak üzere birçok
işletim sisteminde çalışabilir.

MPlayer GNU Genel Kamu Lisansının 2. sürümü altında dağıtılır.
Önceden “MPlayer - Linux İçin Film Oynatıcı” ile adlandırılıyordu, ancak artık daha fazla işletim sistemi desteklediği için “MPlayer - Film Oynatıcı” olarak kısaltıldı.

MPlayer öncelikli olarak bir komut satırı uygulamasıdır fakat isteğe bağlı olarak X Pencere Sistemi altında çalışan grafiksel arayüz (GMPlayer) de kullanılabilir. Ayrıca farklı alternatif grafiksel arabirimleri de mevcuttur.

Çoğunlukla görüntü ve ses çözücüleri, yerel olarak, FFmpeg projesinin libavcodec kütüphanesi ile destekleniyor. Açık kaynak çözücülerinin yeterli olamadığı durumlarda ise, MPlayer çalıştırabilir dosyalara başvurur. Hatta Windows DLL dosyalarını WINE projesinin DLL yükleyicisi yardımıyla doğrudan kullanabilir.

CSS şifre çözücü yazılımı, Windows çözücüsü kullanımı, yazılım patentleri tarafından kordunan çözücülerin bulundurulması, GPL’e uyumsuz OpenDivX içermesi nedenleriyle bazı sorunlar yaşadı. Bu nedenle, Debian dağıtımına yeni girebildi.

Geliştirilmeye 2000 yılında başladı. Bir süre sonra programcı Árpád Gereöffy’e birçok kişi katıldı. Başlangıçta, birçok geliştirici Macaristandan idi, ama bugünlerde geliştirciler dünya her yerinden. Árpád Gereöffy MPlayer’ın ikinci nesil sürümünü yapmaya başladığı için Alex Beregszászi 2003 yılından beri MPlayer’ın başında. Maalesef MPlayer G2 birkaç sebebten dolayı durakladı.

Yardımcı bir program, film kodlayıcı MEncoder, yukarıda yazılı biçimlerden bir görüntü ve bir ses dosyası alarak bunları farklı biçimlere kodlayabilir, isteğe bağlı olarak çeşitli dönüşümler gerçekleştirebilir.